ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden yükselirken, uzmanlar İran'ın denizdeki en büyük gücünün büyük savaş gemilerinden değil, düşük maliyetli ve tespit edilmesi zor asimetrik saldırı unsurlarından oluştuğunu belirtiyor.
Analistlere göre İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemileri tehdit edebilme kapasitesinin merkezinde insansız hava araçları, deniz mayınları ve küçük hızlı saldırı botları yer alıyor.
Askeri çevrelerde 'sivrisinek filosu' olarak adlandırılan bu botlar, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından kullanılıyor. Küçük yapıları nedeniyle radar sistemleri tarafından geç fark edilen teknelerin füze ve ağır silahlarla donatılabildiği ifade ediliyor. Uzmanlar, bunun klasik deniz savaşından çok 'denizde gerilla savaşı' anlamına geldiğini vurguluyor.
Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü'nden deniz gücü uzmanı Sidharth Kaushal, ticari gemilerin korunması için ABD'nin çok geniş bir bölgede yoğun askeri varlık bulundurmak zorunda kalacağını, bunun da ciddi maliyet ve kaynak gerektirdiğini söyledi.
Uzmanlara göre İran'ın bu stratejisi, 1988'deki Körfez operasyonlarının ardından şekillendi. ABD'nin o dönemde İran'ın geleneksel donanmasına ağır kayıplar verdirmesinin ardından Tahran yönetiminin büyük savaş gemileri yerine hızlı, ucuz ve kolay yenilenebilir asimetrik unsurlara yöneldiği belirtiliyor.
Kaushal, geleneksel İran donanmasının daha çok 'gösteri gücü' niteliğinde kaldığını, asıl stratejik önemin Devrim Muhafızları Donanması'nın sahip olduğu asimetrik unsurlarda olduğunu ifade etti.
Analistler, son dönemde ticari gemilere yönelik saldırıların çoğunda füze ve kamikaze dronların kullanıldığını belirtiyor. Ancak deniz mayınları ve hızlı saldırı botlarının en büyük tehditlerden biri olduğu değerlendiriliyor.
Hudson Enstitüsü'nün raporuna göre İran, balıkçı tekneleri gibi sivil gemileri gizli mayın döşeme operasyonlarında kullanabiliyor. Bu durumun bölgedeki güvenli deniz trafiğini daha karmaşık hale getirdiği ifade ediliyor.
ABD donanmasının mayın tespiti için insansız sualtı araçlarından yararlandığı belirtilirken, uzmanlar güvenli geçiş koridoru oluşturmanın uzun ve zorlu bir süreç olduğuna dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre İran'ın en büyük avantajlarından biri de coğrafi konumu. Dünyanın enerji taşımacılığı açısından kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı için alternatif bir güzergâh bulunmuyor.
İran'ın ayrıca güney kıyıları boyunca dağlık ve kayalık alanlarda mobil gemisavar füze sistemleri konuşlandırdığı belirtiliyor. Yer değiştirebilen bu sistemlerin ABD açısından tehdidi artırdığı ifade ediliyor.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nden Nick Childs, 'Hiçbir zaman tüm tehditlerin tamamen ortadan kaldırıldığından emin olamıyorsunuz' değerlendirmesinde bulundu.
Uzmanlara göre İran'ın hedefi büyük bir deniz savaşı kazanmak değil, küresel deniz ticaretinde korku ve maliyet baskısı oluşturmak. Kaushal, İran'ın çok sayıda gemiyi vurmasına gerek olmadığını, sigorta şirketleri ve gemi sahiplerini endişelendirecek ölçüde saldırıların yeterli olacağını söyledi.
Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Merkezi verilerine göre savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'nde 26 gemi İran saldırılarının hedefi oldu.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere rehberlik operasyonlarının geçici olarak durdurulduğunu açıklarken, İran limanlarına yönelik ablukanın süreceğini belirtti. İran devlet medyası ise bu kararı 'ABD'nin başarısızlığı' olarak yorumladı.
Öte yandan Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler için yeni geçiş düzenlemeleri hazırladığı ve güvenli geçiş karşılığında yüksek ücret talep etmeyi planladığı öne sürüldü. ABD Hazine Bakanlığı da İran'a ödeme yapan şirketlerin yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu.





