SİYASET

Özgür Özel açıkladı: YENİ Parti'nin üye sayısı 600 bini aştı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partinin yeni genel merkezindeki ilk PM toplantısında 539 milyon liralık bütçeye ve 600 bini aşan üye sayısına ulaştıklarını açıkladı.

YENİ Parti Lideri Özgür Özel partisinin genel merkez binasında ilk PM toplantısını yaptı. Toplantı sonrasında açıklama yapan Özel, 'Bizi buraya millet getirdi' ifadelerini kullandı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partinin yeni genel merkezinde ilk kez gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısında açıklamalarda bulunuyor.

Kuzey Kıbrıs'taki gemi faciasına değinen Özel, 'Adetimiz değil, cenazeler kalkmadan olayın kendine yönelik bir şey söylemeyeceğiz. Bu konuyla ilgili cenazeler kalktıktan sonra meselenin tüm yönleriyle çok fazla araştırılması ve sorumlularının kanun önünde ve millet önünde mutlaka hesabını vermeleri gerekiyor' dedi.

'Biz buraya kolay gelmedik' diyen Özel, 'Biz buraya bir siyasi mühendislikle, kapalı kapılar ardından yapılan hesaplarla gelmedik. Bizi buraya millet getirdi' ifadelerini kullandı.

Özel'in PM toplantısının ardından yaptığı açıklamaları şu şekilde:

'Girne'deki yolcu gemisi kazasından hemen sonra Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır başkanlığında Antalya, Adana, Mersin milletvekillerimizden oluşan ve Mersin il başkanımız ile Silifke ilçe başkanımızın da eşlik ettiği altı kişilik bir heyeti hem adada görevlendirdik, hem de Silifke'de bundan sonraki süreci yakından takip ediyor olacaklar. Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu ilk dakikadan itibaren arama - kurtarma çalışmaları ile ilgili teknik yönden ilgililerle görüşerek kendi tecrübesiyle de bizi en doğru şekilde bilgilendirmeye çalışıyor. Sayın Kıbrıs Büyükelçimiz ile Sayın Namık Tan düzenli olarak temasta. Kardeş partimiz CTP'nin Genel Başkanı Sıla Hanım, ilk andan itibaren bizleri düzenli olarak bilgilendirdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman'ın konuyla ilgili hem kendisinin, hem de başbakanımızın düzenli olarak yapmış olduğu bilgilendirmeleri takip ediyoruz. Adetimiz değil, cenazeler kalkmadan olayın kendisine yönelik bir şey söylemeyeceğiz. Ama olay tüm yönleriyle: Hani burada ortaya çıkan kayıp ki ümit ediyoruz kayıplarımıza sağ ulaşırız. Ama ortaya çıkan vefatlar ve vefat ihtimali hepimizi çok derinden üzdü. Çok çok daha büyük bir facianın da hemen kıyısından dönüldüğü ilk verilerden anlaşılıyor. Bu konularla ilgili cenazeler kalktıktan sonra meselenin tüm yönleri ile çok fazla araştırılması ve sorumlularının kanun önünde ve millet önünde mutlaka bunun hesabını vermeleri gerekiyor. Şimdilik bu kadar söylemekle yetineceğim.'

'BİZİ BURAYA MİLLET GETİRDİ'

'Hepinizi milletimiz tarafından kurulan YENİ Partimizin genel merkezinden bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bugün biraz önce ilk kez, tabii tadilat sürecinde gelip gittim ama çalışmak üzere ilk kez 'Bismillah' diyerek genel merkezimizin kapısından hep birlikte girdik. İlk toplantımızı, aynı zamanda ortak katılımcılarla üç toplantımızı birden yapıyoruz. Hem Kurucular Kurulu Üyelerimiz ki her biri grubumuzun milletvekilleri. Hem Parti Meclisimiz, hem de kapalı grup toplantımızda almamız gereken kararları almak üzere üç toplantıyı peş peşe yapmak üzere buradayız. Ayrıca Parti Meclisimizin genç ve yedek üyeleri de toplantımıza katılmış durumdalar. Binaya ilk kez girerken hepimizin şunu hatırlamasını özellikle istiyorum. Biz buraya kolay gelmedik. Biz buraya bir siyasi mühendislikle ya da masa başında kendi çizdiğimiz yol haritasıyla veya kapalı kapılar ardında yapılan hesaplarla gelmedik. Biz buraya kendi kararımızla da gelmedik. Bizi buraya millet getirdi. Bizi buraya milletin inancı, mücadelesi, umudu getirdi.'

'BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA OLDU'

'Halkımız uzun zamandır siyaseten yoruldu. Bitmeyen kısır kavgalardan, çatışmalardan, aynı yüzlerden, aynı yönetimlerden, aynı anlayıştan zaten bıkmıştı. Bunun değişmesini istiyordu. Bir değişim istiyordu. Ülkemizin menzile bir türlü ulaşmayan, çıkmaz sokaklarda biten, eski yollarda sürüklenen ve dönüp dolaşıp aynı yere gelen birtakım siyasi rotalardan bıkmıştı. Değişsin istiyordu. Milletimiz hukukun kişiye göre uygulandığı, adaletin terazisinin şaştığı, eski düzenin eski siyasetinden zaten yorgundu. Bardağı taşıran son damla ise onun değişim umutlarının, değiştirme umutlarının bir partinin siyasi geleceğini düşünülerek, bir kişinin siyasi geleceği düşünülerek yargı eliyle sonlandırılma çalışılması, dizayn edilmeye çalışılması ve ülkenin ana muhalefet partisinin önce Cumhurbaşkanı adayına, sonra onu Cumhurbaşkanı adayı yapmak istediği ön seçim gününe bile varmadan yapılan darbeden sonra 15,5 milyon kişinin dayanışma sandıklarına koşup belirlediği Cumhurbaşkanı adayına yapılan 19 Mart darbesi, ardından çok sayıda belediye başkanımıza, meclis üyemize, bürokratımıza yapılan ve yürütülen haksız süreçler, operasyonlar ve en nihayetinde ülkenin ana muhalefet partisine, onun yönetim kadrolarına yargı ile yapılan müdahale bardağı taşıran son damla oldu.'

'ÇAREYİ MİLLETİ İSTİKAMET SORMAKTA BULDUK'

'Milletimiz buna tepki gösterdi ve bu meseleye ne kadar kızdıklarını, ne kadar tepkilerin büyüdüğünü ve bizlere bir şeyler yapmamızı istediğini her birimize ayrı ayrı söylediler. Söylediler, yazdılar, kolumuzdan tutup çevirdiler. Biz de yaşadığımız o hukuksuz süreçte çareyi Anadolu'ya gitmekte, Trakya'ya gitmekte, bölgelerini temsil edebilen 22 şehirde vatandaşımıza yolumuzu sormakta, istikamet sormakta ve rotayı onların belirlemesinde bulduk. Tüm bunların sonucunda gezdiğimiz şehirler bizden bir şey istedi. Dedi ki 'Sizin önünüzdeki bütün yolları tıkadılar. Siyasette yeni bir yol açmalısınız.' İşte biz bu salona o sese kulak verenler olarak ve o sesin talimatıyla tarihin doğu tarafında duranlar olarak geldik. YENİ Parti'nin kuruluş dilekçesinden önce milletin talebi vardır. Tabelasından, logosundan önce milletin inancı vardır. Hatta partinin adını bile milletimiz sokaklarda, kahvelerde, işçi servislerinde, tarlalarda, fabrikalarda ve sizinle temas edebildikleri her yerde bizzat koymuştur. Partinin adını bile tartışmaya imkan olmamış, millet partinin adını kendi koymuştur. Bunu köylerde, beldelerde, şehirlerde söylediler. 'Yeni bir siyaset istiyoruz, yeni partinizi kurun' dediler. Biz de o sese kulak vererek YENİ Parti'yi kurduk. YENİ Parti'yi salondaki 91 kişi, evrakları tamamlayıp dilekçeyi vererek kurmadı. YENİ Parti'yi millet kurdu. Adını millet koydu. Bütçesini de bağışlarıyla milletimiz oluşturdu.'

'KURULTAYDA HER HARCAMA TANE TANE AÇIKLANACAK'

'Değerli arkadaşlarım bir partinin gücünü nereden aldığı, nasıl siyaset yapacağını da belirler. Biz gücümüzü sadece milletten alıyoruz. YENİ Parti yaşadığımız butlan sürecinden sonra binalardan kahraman polisimize verilen hukuksuz, anayasa dışı emirlerle polis zoruyla atıldıktan sonra Türkiye'de genel merkezimizin olmadığı gibi tek bir binamızın, ilçe binamızın, belde binamızın kalmadığı, hepimizin emek emek edindiği tüm binaların, tüm araçların elden çıktığı bir süreçte YENİ Parti'nin ne yapacağı, nasıl kurulacağı veya bu işin ihtiyaç duyulan büyük finansmanına nasıl erişileceği bizler tarafından değil ama pek de sonumuz iyi olsun istemeyenlerin akşamları televizyonlarda en çok tartıştıkları konuydu. Oysa siz, biz, sokakta milletin ne hissettiğini öylesine duyduk, öylesine gördük, öylesine içimizde hissettik ki bize 'Yola çıkın, gerisini bize bırakın' demişlerdi. YENİ Parti'nin bütçesini de tamamen millet belirledi. Buradan açıkça söyleyelim. Bu binayı 'Üç ay sonra kira ödeyebiliriz' diyerek tuttuk. İlk üç aylık kirayı ondan - bundan bularak ya da kendi aramızda toplayarak dahi değil. 'Kira ödeyeceksek üç ay sonra ödeyebiliriz' diyerek tuttuk. Gelek aydan itibaren kirası ödenmeye başlayacak. Ne harcama yapıyorsak Kuruluş Kurultayımızda sayman arkadaşımız her birisini tane tane açıklayarak, tüm dokümanları ortaya koyarak ve her türlü incelemeye, yasal incelemenin dışında milletimizin ve gerçek kurucularımızın incelemesine açarak sürdürecek.'

'BU GÜVENİN SORUMLULUĞUNU OMUZLARIMIZDA TAŞIYORUZ'

'İlk günlerde her akşam ilan ediyorduk, şimdi rutin aralıklarla ilan ediyoruz. YENİ Parti'nin her bir kuruşu 152 bin bağışçımızın kendi gönülleri ile üye kayıtları açılmadan önce yaptıkları, yasal sınırlar içinde, adı belli, soyadı belli, TC'si belli, telefonu belli gerçek kişilerden oluşan 152 bin bağışçımızın ve ardından bugün geldiğimiz noktada partiye kaydolan üyelerimizin giriş aidatlarıyla ve aylık ödemeyi taahhüt ettikleri aidatların ilk taksitleriyle oluştu. Şu ana kadar bu bağışçılarımızdan ve yeni kayıt olan üyelerimizin ilk aidatlarıyla birlikte 539 milyon liralık bir bütçemiz oluştu. Dikkatinizi çekiyorum, bu tarihte görülmemiş bir teveccühtür. Bizim kasamızdaki servet para değil, milletin bizlere olan güvenidir, yarınlara olan inancıdır. İşte biz bu güvenin sorumluluğunu omuzlarımızda her birimizi taşıyoruz ve taşımaya devam edeceğiz. O yüzden tüm vatandaşlarımıza, bize güvenen ve 'Bu yola çıkın arkanızda biz varız' diyen, arkamızda duran ve 'Siz yola çıkın. Size bina da alacağız, otobüs de alacağız. Hiçbir şeyinizi eksik bırakmayacağız' diyen teyzelerimize, amcalarımıza, kardeşlerimize ve tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Bir kez daha YENİ Parti olarak kanun teklifimizi de verdik. Ekim ayına kadar arkadaşlarımız diğer partiler ile görüşmeleri de yapacaklar. Siyasetin finansmanının ve siyasetçilerin hem mal varlıklarının, gelirlerinin, harcamalarının en şeffaf şekilde olması gerektiği; GRECO kriterlerini karşılayan ve aşan bir şekilde olması gerektiğini savunuyoruz. Bu noktada kendi üzerimize düşeni de yapıyoruz, bundan sonra da hep birlikte yapmaya devam edeceğiz.'

'ŞU ANA KADAR ULAŞTIĞIMIZ ÜYE SAYISI 600 BİN'

'Bir diğer yola çıktığımızda merak edilen konu üyelikti. Online üyelik kampanyamız 13 Ağustos tarihinde başladı. Bugün 18'inci günündeyiz arkadaşlar. 18 günde partimize üye olan vatandaşlarımızın sayısı an itibari ile 600 bini aşmış durumdadır. Bunun 400 bininden fazlası online üyelik, yani kişilerin kendi kendilerine kayıtlarını yaptırdıkları, kendilerini partilerine tanıttıkları, hangi alanlarda görev almak istediklerini belirledikleri ve üye aidatlarını belirleyip, seçip ödeme taahhütlerini kredi kartıyla yapan 400 bin üyemiz var. Ayrıca 200 bin üyemiz de formlarla ya da yerinde aidat ödeyerek veya diğer aidat ödeme biçimleri ile üye oldu. Şu ana kadar ulaştığımız rakam 600 bindir. Elbette tüm siyasi partilere saygımız var. Ancak üye sayısıyla en çok övünen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kurulduktan bir yıl sonra 400 bin üye kaydedebildiğini ve bugün YENİ Parti'nin 18 günde bunun 1,5 katı olan 600 bin üyeye ulaşmış olmasının son derece önemli olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz. Avrupa'da, İngiltere'deki İşçi Partisi'nin, İspanya'daki Sosyalist Parti'nin, Almanya'daki Sosyal Demokrat Parti'nin neredeyse toplamları kadar üye sayısına ulaşmış durumdayız. Ve aidat alabildiğimiz, doğrudan aidatı ödemeyi şimdiden taahhüt etmiş ve onu kredi kartına bağlamış olan 400 bin üye de artık finansmanın kimin tarafından yapıldığı ve siyasetin bu noktada sadece ve sadece kime hesap vermesi gerektiğini göstermesi açısından YENİ Parti'yi bambaşka bir yere koyuyor. Partimizi kuran, partimizi yola çıkaran, adını koyan, bütçesini koyan, bundan sonra da partinin bütün kararlarında etkili olacak olan üyelerimizin ta kendisidir. Şu ana kadar üye olan 600 bin kişiye teşekkür ederken; büyük bir yoğunlukla, büyük bir umutla üye kampanyası devam ediyor. Tüm vatandaşlarımızı hem ilçe binalarımızda hem il binalarımızda hem de online üyelik noktasında üyeliğine devam etmeye, üye olmaya devam etmeye davet ediyoruz.'

'72 İLDE ÖRGÜTLENDİK, 9 İL DE BU HAFTA TAMAMLANACAK'

'Değerli arkadaşlarım partimizi 24 Temmuz'da hep birlikte kurduk. Bugün itibarıyla 72 il ve 857 ilçede tam anlamıyla örgütlenmiş durumdayız. Geriye kalan dokuz il ile ilgili de bu hafta içinde işlemler tamamlanacak. Bu da Türkiye siyasi tarihinde görülmemiş bir hız, görülmemiş bir başarı ve görülmemiş bir orandır. Bu aşamada Türkiye'de partilerin siyaset yapış biçimini değiştirecek, kimsenin kayıtsız kalamayacağı yepyeni bir adımı da hep birlikte attık. Bizim yeni nesil siyaseti kurma iddiamız vaatten ibaret değil. Yeni siyaset, yeni ilkelerle kurulur ve söyleyerek değil; gerçekleştirilerek millete sunulur. Eski siyasetin eski örgütlenme biçimini yeniliyoruz. Çünkü ülkeye demokrasi vaat etmenin ön şartı önce onu kendi evinizde kurmanızdır. Katılım vaat etmenin tek şartı, önce katılımı kendi evinizde sağlamanızdır. İşte bunu yapmak için gayret ediyoruz. Yeni örgütlenme modellerimiz mahallelerden başlıyor. Üye sayısı, nüfusu ve imkanları müsait olan tüm mahallelerde mahalle meclislerimiz oluşturuluyor. Büyükşehirlerimizde hızla oluşmaya başladı. Hatta toplantı çıktılarını büyük bir heyecanla bizlere kadar ulaştırıyorlar. Biz de oradaki heyecanın varlığını görüyoruz, üretilen içeriklerden de ne kadar doğru bir işe koyulduğumuzu bir kez daha teyit etmiş oluyoruz. İstisnasız örgütlendiğimiz tüm ilçelerde ilçe meclislerimiz olacak, illerde il meclislerimiz olacak. Toplumun tüm kesimlerinin; işçilerin, emeklilerin, çiftçilerin, iş insanlarının, sivil toplum ve akademi dünyasının politikalarımızı tartışacağı, belirleyeceği, uygulanacağı zemini bu meclislerde kuracağız. Bu anlamda bu meclislerin en iyi şekilde işlemesi için de partimizin milletvekillerinin, kurucularının çok üst düzeyde bir irade koymaları gerekiyor. Bazı arkadaşlarımız buna şimdiden başladılar, katılıyorlar, teşvik ediyorlar. Orada bulunmaları da büyük bir heyecan yaratıyor. Bunu da kapalı kısımda konuşacağız. Tüm arkadaşlarımızdan mutlaka bekliyoruz.'

'İLÇE, İL BAŞKANI İLE GENEL BAŞKANI ÜYELER SEÇECEK'

'Siyasi partileri içine kapatan, bazen parti içi iktidar hedefi ile partiyi gerçek iktidar hedefinden uzaklaştıran delege sistemine dayalı eski nesil örgütlenme modelini terk ediyoruz. Artık delegelik, Siyasi Partiler Kanunu'nun gereğini yerine getirmek için teknik bir görev olacak. YENİ Parti'de; ilçe başkanını, il başkanını ve Genel Başkanı doğrudan üyelerimiz seçecek. YENİ Parti her üyeye bir oy, her oya da eşit söz hakkı verecek. Biz Türkiye'ye başka bir siyasetin mümkün olduğunu gösteriyoruz. Artık siyasette YENİ Parti'den sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bir başka kararımız da hep birlikte tartışmıştık: Görevlere gelen dönem sınırı. YENİ Parti'de siyaset; bir meslek, bir kariyer olarak sürdürülmeyecek. Kimse bulunduğu koltuğa, mevkiye kök salmayacak. Tüm yönetici makamlarında en fazla üç dönem kuralı uygulanacak. Kimse 'Ben olmazsam olmaz' da demeyecek, 'Benden sonrası tufan' da demeyecek. Görevler, kadrolar değişecek, yeniler siyasete girecek, görevini bırakanların tecrübesine bir başka görevde, yerde mutlaka ihtiyaç duyulacak. Ama değişmekten ve dinamizmden güç alan yeni bir yönetim anlayışı olacak. Türkiye'nin gençleri siyaset artık tribünden seyretmeyecek. Kadınlar siyasette vitrinde durmayacak. Mutfakta olacak, sahada olacak, masada olacak, karar verilecek yer neresiyse oranın tam başında ve eşit olarak olacak. Bu milletin yetişmiş insanları kapılarda bekletilmeyecek. Siyasetin kapıları milletimize ardına kadar açılacak. YENİ Parti eski siyasetin eskimiş kurallarını kökten değiştirecek, eski siyasetin yerleşmiş algılarını yerle bir edecek. Elbette dönem kuralı Genel Başkan için de olacak. Ancak ben kendi adıma şu kuralı koyuyorum. Siyaset bir iddia işidir. Ben Genel Başkan olarak sizlerle birlikte girdiğimiz bir seçimde şükürler olsun ki partimizi birinci parti yaptık ve görevimize şimdi YENİ Partimizde devam ediyoruz. Benim için dönem kuralı şudur: Gireceğim ilk seçimde partiyi birinci parti yapmazsam, partiyi iktidar partisi yapmazsam; derhal kurultaya gideceğim ve görevimi benden sonraki Genel Başkanımıza devredeceğim. Benim için dönem kuralı budur. Çünkü biz kaderini milletin kaderine bağlayan kadrolarız. Kaderini, milletin kaderinden önde tutmayan kadrolarız. Biz milletin kederini ortadan kaldırmıyorsa, kendi kariyerini düşünemeyecek olan kadrolarız ve bundan sonra da böyle davranmaya devam edeceğiz.'

'KONGREDEN ÖNCE ÖN SEÇİM YAPILACAK'

'Hep beraber kurultaya doğru ilerliyoruz arkadaşlar. İlçe başkanlığı ön seçimleri bu terimi elbette ilçe başkanlığı seçimlerinin bir resmi tarihi var. Usulüne uygun seçilmiş delegeler resmi tarihte resmi kongreyi yapacak. Ancak o kongreden önce ön seçim yapacağız ve arzu eden ve gerekli şartları sağlayan adaylar, tüm üyelerimizin katılımıyla ilçe başkanı seçecek, il başkanı seçecek ve Genel Başkan seçecek. İşte ilçe başkanlığı aday belirleme ön seçimleri, 26 Eylül Cumartesi günü yapılacak. İl Başkanlığı ön seçimleri ise 17 ve 18 Ekim Cumartesi ve Pazar günü yapılacak. İlçe başkanlığı seçimi tüm üyelerin katılabileceği bir toplantıdan sonra, tüm üyelerin oy verebileceği yeterince sandıkla yapılırken; il başkanlığı seçimi cumartesi günü arzu eden tüm üyelerin gelip katılacağı bir toplantıda şartları sağlayan adayların propaganda konuşmalarını dinledikleri, bu konuşmaların sosyal medyadan, medya aracılığıyla canlı yayınlandığı konuşmalar olacak. Oy verme işlemi ise ertesi gün pazar günü o ilin tüm ilçelerinde, o ilçelerin varsa temsilcilikleri, temsilciliklerinde yani sandığı mümkün olduğu kadar en yakına götürebildiğimiz yerde en yüksek katılımla yapılacak. Ulaşımı zor köyler için mobil sandık uygulamasından engelli ve hasta yurttaşlarımızın iradelerini de dışlamayacak şekilde tüm hazırlıkların yönetmeliklerle çalışıldığı, bugün de üzerinde tartışacağımız ve sizin onayınızla da yürürlüğe girecek her türlü ikincil - üçüncül mevzuat çalışmalarını da parti içinde kararlılıkla sürdürüyoruz.'

'GELİN, SEÇİN VE TARİHE GEÇİN'

'Buradan bir konuyu ifade edeyim. Yarınki Merkez Yönetim Kurulu'na kendi önerim olarak götürüyorum ve genel olarak arkadaşlarımız da olumlu buluyorlar. Bugün kurucularımızın ve Parti Meclisimizin de fikirlerini aldıktan sonra ümit ediyorum yarın tüm Türkiye'ye şunu müjdeleyeceğiz. Tarih tam olarak ilan edilir, ama en azından tüm Eylül ayı boyunca partimize kaydolacak yeni üyeler il başkanlığı seçiminde oy kullanabilecekler, Eylül ve Ekim ayı boyunca kaydolan bütün üyeler de Genel Başkan seçiminde oy kullanabilecekler. Yani 26'sında sona eren ve uzatılması istenen tarihi; il başkanları seçimleri için Eylül ayının sonuna kadar, Genel Başkanlık seçimleri için Ekim ayının sonuna kadar uzatacağız. Buradan milletimize, geçmiş zaman dediğimiz çağrımızı tekrarlayarak, 'Gelin, seçin, tarihe geçin. Bize katılın, partinin ve ülkenin geleceğiniz siz belirleyin' diyeceğiz. Örgütlenmesini tamamlamış olan, ilk kurultayını yapmış olan YENİ Parti'nin Mayıs 2027'den itibaren şu anki kanunlara, mevzuata göre seçime girme yeterliliğini kazanmış olacak. Ve yapılacak seçimlere kurduğumuz YENİ Partimiz seçime girme yeterliliğini kazanmış olarak gidecek. Buna karşı bir erken seçim, bir baskın seçimi ihtimallerine karşı da daha önce de söylediğimiz gibi hazırlıklarımızın, o ihtimaller karşısında da var olduğunu bir kez daha sizlerin huzurunuzda milletimize de teyit etmek isterim.'

'GELECEK SEÇİMDEN SONRAKİ İKTİDAR PARTİSİNİ KURDUK'

'Biz YENİ Parti'yi önceki partimize butlan atandıktan sonra gittiğimiz 22 ilde olduğu gibi kurulduktan sonra da yaptığımız il ziyaretleri ile milletimizle birlikte kurma gayretindeyiz. Esasen şunu bir kez daha hatırlatalım. YENİ Parti'nin kurucuları 91 tane milletvekili. Bizleriz. Bunun da sebebi şudur; 15 Temmuz darbesinden sonra bir kısım önce haklı gibi görünen, sonra suistimal edilen ve bir vehmin bir yetkiye dönüştüğü noktada 'Ya partinin kurucularına bir bakmak lazım. Öyle 'Dilekçeyi verdim, partiyi kurdum' olmasın. Bu partiyi kim kuruyor bir parti bakmak lazım' deyip, bu işi güvenlik soruşturmaları falan deyip kimi partileri yıldırıp kurdurtmayıp, kimi partiyi 4 - 4,5 ay oyalayıp bir takım zorlamalar varken YENİ Parti milletimizden kurulma talimatını aldığında çok konuşulan bir husus vardı. 'Başvuru yapılacak ama bakalım ne zaman kurulacak? O ara dönemde ne olacak? Bu grup ne yapacak? Grup düşecek. Öbür tarafta parti olmayacak, bir şey olacak' diye yapılan hesapları, biz zaten milletvekili seçilmek için halk arasındaki deyimle temiz kağıdını adliyeden alıp getirmiş, vermiş, o günden beri dokunulmazlığı olduğu için de herhangi bir suç işlemiş ve kayda geçmiş olma ihtimali olmayan 91 kurucuyla kurduk ki, 10 - 12 yıldır, 11 yıldır olmayan bir şey oldu ve dilekçemizi verdikten birkaç saat içinde ki o konudaki İçişleri Bakanlığında Sayın Bakan Yardımcısının ve bürokrasinin misafirperverliğini ve emeklerini de yok sayamayız. Teşekkür ederiz. 1- 1,5 saat içerisinde gerekli belgelerimizi alıp, toplam 22 saat içinde tüm toplantılarımızı yapıp Yargıtay'daki işlemleri tamamlayıp, Meclis'teki işlemleri tamamlayıp 22 saat içinde bu 91 kişi yeniden bir parti kurdu ve ana muhalefet partisi olarak grup kurdu ve Meclis'teki yerini aldı, görevini aldı. Bu, hepimizin üstlendiği teknik bir kurulum süreciydi. Oysa ki siyasi kurulumu kurultayımıza kadar ve kurultayımızla birlikte milletimizle birlikte yapıyoruz. Ve bunun için de ben illeri gezmeye devam ediyorum, il ziyaretleri yapmaya devam ediyorum. Birazdan Grup Başkanvekillerimizin yapacağı bilgilendirme ile de Eylül ayında iki ayrı grup yani 10 Eylül - 20 Eylül arası ve 20 Eylül - 30 Eylül arası her milletvekilimiz en az iki ile giderek ve gittikleri illerde en az 2 - 3 - 4 gün kalarak YENİ Parti'nin siyasi kuruluşunun 81 ilde ve tüm ilçelerde milletimiz tarafından yapılmasına tanıklık edecekler. Çünkü biz YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye kurmadık. YENİ Parti'yi iktidar olsun diye kurduk. Biz bir muhalefet partisi kurmadık, biz gelecek seçimlerden sonraki iktidar partisini kurduk.'

'O ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YERDE SİYASET YAPIYORUZ'

'Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Vatandaşın en büyük meselesi seçim ama geçim olmadığı için seçim. Bu iktidardan umut kalmadığı için geçinebilmek için bir seçim ve bir iktidar değişikliği istiyoruz. Çünkü pazara giden biliyor, markete giden biliyor, kira ödeyen biliyor, çocuğunu okutan biliyor. Nasıl bir kriz yaşandığını ve bunun öyle gelip geçici olmayan, kalıcı olan, çok yönlü olan ve bitmek bilmeyen anlayış değişmezse bitmeyeceği çok belli olan bir krizi yaşıyor vatandaşlarımız. Emekli ayın ortasını görmeden parasını tüketiyor. Asgari ücretli maaşı, kiraya, faturaya, borca paylaştırıyor, hepsine birden değil, bazen hiçbirine yetmiyor. Ücretliler, maaşını cebine koymadan 3 maaşlık gelir vergisini 1 yılda ödüyor. Borçla hayatta kalan vatandaş bir kredi kartını diğeri ile kapatmaya, nakit avansla eski borcunu çevirmeye çalışırken yüzde 90'larda faiz ödemesiyle karşı karşıya kalıyor. Borç, borcu doğuruyor, kartopu gibi büyüyor. Borç, borcu doğuruyor, faiz faizin üzerine biniyor. Bir tarafta iş arayan genç, öbür tarafta maliyet yüzünden yeni işçi alamayan, almak istese de işini görecek gibi bir elemanı bulamayan bir işletme var. Çiftçi, mazotu düşünüyor, gübreyi düşünüyor, yemi düşünüyor. Kiracı, yeni ayın kirasını düşünüyor. Milyonlarca insan aynı soruyu soruyor. 'Ben çalışıyorum, üretiyorum, vergimi ödüyorum ama neden kazanamıyorum? Neden hep geri geri gidiyorum? İşte bizim siyaset anlayışımız tam da burada başlıyor. Sokakta, pazarda, fabrikada, tarlada, okul önünde, adliye kapısında ateş düştüğü yeri yakar ya biz tam da o ateşin düştüğü yerde siyaset yapıyoruz.'

'HUKUKLA, ADALETLE İLGİLİ SORUNLARI KONUŞMAYACAK DEĞİLİZ'

'Ateş nereye düşmüşse oradayız. Dert kiminse ortak derdimiz, paylaşıyoruz. Kimin hakkı yenmişse onun yanında duruyoruz. Ateşin düştüğü yerde siyaset yapıyor, o ateşi söndürmek için iktidara aday oluyoruz. YENİ Parti bundan sonra güçlü ekonomi takımıyla, her birisi vatandaşın sorunlarını çok yakından bilen güçlü grubuyla, kurultayında yetkilenecek olan güçlü bir Parti Meclisi ile hem eskiyi bünyesinde bulunduran, kapsayan, aşan anlayışıyla vatandaşın dertlerini en iyi bilen kadrolar, bundan sonra kavgayla, tartışmayla, polemikle değil, bundan sonra sorunların nasıl çözüleceğini ve iktidarımızın Türkiye'ye neler yaşatacağını, vatandaşın önce bir rahat nefesi nasıl alacağını, sonra huzura nasıl ereceğini, sonra nasıl birikim yapacağını ve bu ülkenin vatandaşlarının artık çalışıp da sadece borç ödeyen değil, biriktirebilen, ev alabilen, araba alabilen, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayan, geleceğe güvenle bakabilen insanlar olmasına, herkesin kendinden boyu uzun, kendinden daha yakışıklı, kendinden daha güzel çocuklara sahipken herkesin çocuğunu kendinden daha fakir olduğu bir düzenin nasıl değişeceğini, güçlü kadrolarımızla birlikte, hep birlikte Türkiye'ye anlatacağız. Bir tarafta bu kadar ekonomik sıkıntı varken, diğer yandan başka sorunların hukukla, adaletle ilgili sorunları konuşmayacak değiliz. Zaten bu salonda bulunanlar, geride kimseyi bırakmayı kabul etmedikleri için bu salondan. Dün 'iyi' dediklerine bugün 'kötü' demedikleri için bu salondalar, iftira atılan arkadaşlarını, onların ailelerini yalnız bırakmadıkları için bu salondalar. Her türlü hukuksuzluğa karşı yine tarihin doğru yerinde, doğru tarafında, doğru şekilde durmaya devam edeceğiz. Çünkü karşımızdakiler, durmak bilmeden kötülük yapmaya, zulmetmeye devam ediyorlar. İşte bu geçtiğimiz hafta yaşadıklarımız, 15.5 milyon insanın sandığa oy verip, Cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu hiçbir delil sunulmadan, hiçbir kanıt gösterilmeden, önce sadece gizli tanık isimleriyle, sonra gizli tanıkların ismi değişti, vazgeçince yerine başkasını getirip 'Gözümle gördüm' dediğini bir başkası 'O görmemiş ama ben oradaydım, ben gördüm' diyerek, adeta gizli tanıklara oyuncu değişikliği yaptırılarak, birtakım iftiracıların beyanlarıyla 17 aydır tutuklu. Onu hapse atmak için 'terörist' dediler, 'casus' dediler, 'seçimlerde oy çaldı' dediler, 'diploması sahte' dediler, 'yolsuzluk yaptı' dediler, yetmedi. Duvardaki resmini indirdiler, metrodaki sesini yasakladılar yetmedi. Hukuksuzlukları anlatan gencecik avukatı Mehmet Pehlivan vardı, onu dinleyen 'olmaz öyle şey' diyordu. Mehmet Pehlivan'ı aldılar içeriye attılar. Yani avukatsız bıraktılar. Kendisini savunan avukatını aldılar, onu da cezaevine koydular. Yetmedi.'

'DÜNYA KADAR İFTİRA İDDİANAMEDE ÇIKMADI'

'En son önce 10 ay sürekli yandaş televizyonlardan iftiraları dinledik. Dedik ki 'İddianame istiyoruz, iddianamede bu söylenenler var mı yok mu göreceğiz.' 10 büyük iftira: Şimdi teker teker saymayacağım, 10 büyük bir iftira, iddianamede yer dahi almadı. Efendim cep telefonları, KİPTAŞ'tan dağıtılan evler, parke altından çıkan paralar, kamera kaydına yakalanan valizler, hiçbiri çıkmadı. Hiçbiri çıkmadı ama o sürede 8 ay, 10 ay bunları söylenirken 'Efendim görün bakın, neler çıkacak' diye yazan çizenlerden de çıt çıkmadı nerede bunlar diye. Buradan köşeye yazarlarına, iktidara yakın köşe yazarlarına ya da merkez medyada durup da her gün bugünlerde Silivri duruşmaları yeni başlamış gibi köşe yazanlara hatırlatıyorum. Önce 10 ay dünya kadar atılan iftira, iddianamede çıkmadı. Siz 'Hani ya' demediniz. 'Hani bizim konuştuklarımız' demediniz. İçlerinden bazıları 'yalan attım' dedi. Daha doğrusu iftiraların birinci kaynakları, siz alıp oradan yazdınız. 'Yalan attım' dedi. Öbürü 'Ben de duymuştum, yanılmışım' dedi. Öbürü 'Vallahi Başsavcılığın bilgilendirmesi böyleydi WhatsApp'tan' dedi. Ama siz demediniz 'Hani ya nerede bu iddianamede' diye. Sonra gizli tanık değiştirdiler, 'Akla, mantığa aykırı demediniz.' Gizli tanık nasıl değişir? Oyuncu mu bu? Aynı teksi okuyacak iki tane gizli tanık olabilir mi? Adı üstünde gizli tanık. Biri vazgeçince diğeri nasıl bulunur demediniz. Sonra insanları içeri koydular, çoluğunu çocuğunu da koydular. Hatta sorgu sırasında 'Eşini de aldık, istediğimiz gibi konuşmazsan onu da tutuklayacağız' dediler. Kapalı yer korkusu olan 26 yaşında evlatlar, 1 yıl hapis tutuldu. Kadınlara, çocuklarının yaşı, kimle kaldığı soruldu, 'Hadi oraya git' dendi, önlerine kağıtlar konuldu. İş adamlarının bütün mal varlıklarına el konuldu. Sonra dediler ki 'Malını isteyen imza atar. Evladına kavuşmak isteyenler iftira atar.' Bazıları bunları yazdılar. Bunları iddianamelere koydular. Bunların önemli bir kısmı geçmişte, 12, 13 tanesi 'pişmanım' dedi, ifadesini değiştirdi, helallik istediler, bir kere köşenize yazmadınız. Demediniz ki ya 'Bizim geçmişte köpürttüğümüz iftiracı, iftiralarından vazgeçti.' Bir şey yazmadınız. Ne zaman başladı tutuksuz tanıklar, yine ilki çıktı, 'Siz benden böyle bir şey istemediniz, hakkınızı helal edin, benim hakkım helal olsun' deyince savcılık hazırlanmış, hemen tutuklanmasını talep etti. Dedi ki 'Böyle anlaşmamıştık.' Hemen tutuklanmasını talep etti. O kişi de 2, 3 gün sonra 'Ben hakkımı helal etmiştim ama etmiyorum' dedi. Çünkü tutuklanmasını talep ediyor. Ondan önce 3,4 tane tanık, kendi zaten verdikleri hepimizin okuduğu ifadelerini tekrar etti. Günlerdir onları yazıyorlar. Kimden bahsettiğimi biliyor o günlerdir bunu yazanlar. 'Köşe yazarıyım' diye milletin karşısına çıkan arkadaşlarımıza söylüyorum elbette yazacaksınız ama bu duruşmalar, bugün savcının tehditle söylediği ve malını iade etme karşılığında itirafçı yapılmış üç kişinin iftiralarını yazmanın yanında şunu niye yazmıyorsun? Ekrem İmamoğlu bütün duruşmalar boyunca bekledi, söz istedi, 'Savun sıran gelince' dediler. Savunma sırası geldiği gün, 'Hadi bakalım sana ve avukatlarına toplam 5,5 saat yeter' dediler.

'SAVUNMASINI KİTAP DİYE BASIYOR, ONU DA TOPLATIYORLAR'

'Yahu 12 Eylül'de 20 gün süren savunma var. Darbecinin mahkemesi bunu yapmamış. FETÖ'cüler kahraman subaylarımızı yargılarken, amiralleri ve generalleri yargılarken savunmaya süre koymamış. Dünya tarihinde böyle hiçbir siyasi davada ve adli davalarda kimsenin aklının ucundan geçmemiş savunmayı engellemek. Saat koydular ve 'Bu kadar sürede yapmıyorsan 'Savunma yapmıyorum, susma hakkımı kullanıyorum' dedin sayarım' deyip duruşmayı kapattılar. 18 Ağustos'ta açılınca yine vermediler ve Ekrem Başkan savunmasını 'Millet Şahidimdir' diye bir kitap haline getirdi. Savunmasını. Bakın hangi savunmasını? Bizim 'Canlı yayınlansın' dediğimiz, Devlet Bey'in 'İyi olur' dedi, Tayyip Bey'in 'Devlet Bey istiyorsa olur' dediği ama bizim söylememize rağmen kimsenin gerekli yasal düzenlemeyi yapmaya yanaşmadığı, canlı verilmeyen, cansız bile olsa yaptırılmayan savunmasını kitap olarak yazdı. Basımevini bastılar, kitaplara el koydular, basımı ve dağıtımını yasakladılar. Ya milletimize bu durumu: Yani nasıl bir savunmadır ki bir yandan birisi iftirada bulunuyor, hepsi birden yazıyor; 'Bak, bak, bak. Neler varmış' diye. Cevap vermeye söz hakkı vermiyorlar. Savunmasını kitap diye basıyor, onu da toplatıyorlar. Kitap toplatmak nerede kaldı ya? Bir kişinin savunmasının kitap olarak basılmasının toplatılması demek, o kişinin savunmasından kim bilir ne kadar çok korktuğunun itirafı dışında başka bir şey değildir. Kim neyle suçlanırsa suçlansın.

'YARGILAMALAR YAYINLANSIN'

Son olarak da şunu söylüyorum. Geçen gün Sayın Erdoğan'ın atadığı Adalet Bakanı demiş ki 'Canlı yayın hala istiyorlar mı?' Evet. Ekrem İmamoğlu adına da söylüyorum, partinin Genel Başkanı olarak da söylüyorum. Biz Ekrem İmamoğlu'nun ve bütün arkadaşlarımızın bütün yargılanmalarının eksiksiz olarak canlı yayınlanmasını istiyoruz. Hodri meydan.'

'İÇERİDE ŞİİR KASEDİ DOLDURDU, DIŞARIDA DAĞITTI'

'Bir de şunu söylemek isterim değerli milletimize, özellikle gençlere. Arkadaşlar Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na niyetlendiğinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'ydı. Bugün Ekrem Bey neyle suçlanıyorsa o dönemde: Biz iktidar değildik, kimse öyle sanmasın. Ama o dönemde yargılandı. Aynı suçlamalardan yargılandı. Bir farkla; 'Seçilmiştir' dediler ve sabah evini basmadılar. Bir gün bile gözaltına almadılar. Bir gün bile tutuklu yargılamadılar. Yargılandı, ceza aldı. 120 gün hapse girecekti, telefonla çağırdılar. Davul - zurna ile miting yaparak gitti. Yanına yatacağı kişiyi bile kendi belirledi. Cezaevinde şimdi dahi yasak olmasına rağmen şiir kaseti doldurdu. Ses kaydedici cihaz soktular, şiir kaseti doldurdu. Bu kaseti o içeride iken doldurdu ve dışarıda dağıttırdı, sattırdı. Ki o gün aldığı cezadan dolayı onun belediye başkanlığı düşmüştü. Bugün arkadaşlarımız seçilmiş belediye başkanıdır ve sadece tutuklu olduğu için yerine bir vekil bakmaktadır. Şimdi gençlere söylüyorum, vicdan sahibi AK Partili ve MHP'li seçmenlere söylüyorum. Kendisine yapılmayanın 10 katını, 100 katını kendinden sonra Cumhurbaşkanı olmasından korktuğuna, rakibine; kendi partisine yapılmayanları ana muhalefet partisine yapan böyle bir anlayışın daha bu ülkede bir gün daha iktidar olacak mecali kalmamıştır.'

'KAVGANIN YERİNE ÇÖZÜMÜ KOYUYORUZ'

'Milletin bu kadar derdi varken hukuksuzluk, adaletsizlik bu kadar derinleştiren siyaset hâlâ eski alışkanlıklarla milleti eziyor. Sabah ayrı kavga akşam ayrı kavga. Birbirine bağıran siyasetçiler. Birbirinden uzaklaştırılan insanlar milletin sofrası küçülüyor, siyasetin kavgası büyüyor. Biz artık buna razı değiliz. Bizim meselemiz insanları ocu bucu diye bölüp kimlikler üzerinden ayrıştırıp birbiriyle kavga ettirmek değildir. Bizim meselemiz 86 milyonun ortak geleceği. Çünkü pazardaki fiyatın sağı - solu yok. İşsizliğin kimliği yok. Adaletsizliğin mezhebi yok. Yoksulluğun partisi yok, milletin derdi ortak. Kaderimiz ortaksa, siyaset ortak iyiyi aramak zorunda. İşte yeni siyaset tam da burada. Kavganın yerine çözümü koymak, korkunun yerine güveni koymak, yoksulluğu yönetmek yerine yok etmek ve refahı büyütmek. Vatandaşa beş yılda bir sandık göstermek yerine siyasetin her aşamasında üyeye ve vatandaşa söz hakkı vermek. Bizim tercih ettiğimiz yol budur.'

'BU BİNA BİZİM İÇİN YENİ SİYASETİN SEMBOLÜ'

'Değerli arkadaşlarım, bu bina bizim için bu siyasetin, yeni siyasetin sembolüdür. Burası bir Genel Başkanın binası değildir. Burası MYK üyelerinin, yöneticilerin, PM üyelerinin binası değildir. Burası milletin evidir, burası milletin yeni evidir. Bu kapıdan çiftçi de girecek, işçi de girecek, esnaf da gelecek, öğrenci de gelecek, öğretmen de gelecek. Bize oy veren de buraya gelecek, vermeyen de gelecek. Eleştiren de gelecek. Çünkü biz bizi alkışlayanların partisi olmaya değil; milletin partisi olmaya geldik. Bu binada alınan her kararın pusulası bundan sonra millet olacak. Bunu sadece bu binayla değil Türkiye'deki tüm il binalarımızla, ilçe binalarımızla ve ilçe - il meclislerimizle de birlikte ifade etmek isteriz. Ve buradan herkese ilan ediyorum; koltukların değil, milletin güçlü olduğu bir siyaset geliyor. Kutuplaşmanın değil, ortak aklın siyasete örülüyor. Yoksulluğa razı olanların değil, refahı büyütenlerin siyaseti geliyor. Ve bunun adı yeni siyaset. Biz bu yola bir kişinin, bir kadronun geleceği için çıkmadık. Biz bu yola Türkiye'nin geleceği için çıktık. Şimdi görevimiz büyük. Sahaya çıkacağız, mahalle mahalle gezeceğiz, köy köy, ilçe ilçe, il il büyüyeceğiz. Eylül ayında tüm milletvekillerimiz 81 ilde sahada olacaklar, iki gün sonra burada yapılacak il başkanları toplantısında kendileriyle de işin şeklini konuşacağız ve milletvekillerimizin 10-20 Eylül ve 20-30 Eylül'de, her milletvekilinin en az iki ile gittiği ve her ile çok sayıda milletvekilimizin görevlendirildiğini bir süreçte girmediğimiz sokak, elini sıkmadığımız vatandaş bırakmayacağız. Millet bizi çağırdı, bu partiyi kurdu. Şimdi sıra milletin iktidarını kurmakta. Buradan başlıyoruz, bu binadan başlıyoruz. Bu Parti Meclisinden başlıyoruz. Geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Adaletle, liyakatle, temiz siyasetle buna ulaşacağız. AK Parti'nin kara düzenine karşı milletin yeni düzenini kuracağız. Bugün 31 Ağustos. Bu akşam üç tarafı denizlerle çevrili ve dünyanın en güzel denizlerinin ortasındaki bu yarımadada, Türkiye'de ve Marmara iç denizimizde on binlerce balıkçı denize açılmaya başlayacaklar ve yeni bir başlangıç yapacaklar. Bizim de yeni başlangıcımız; yeni binamızda, yeni gemimizde bugüne denk geldi. Bugün akşam denize açılacaklar için kazasız, belasız bol kazançlı yepyeni sezon dilerken; biz de bu gemide çok fırtınalar atlattık, çok zorlandık. Gemimizi elimizden aldılar. Millet 'Yenisi olsun' dedi. Bu yeni gemimizde fırtınalara, dalgalara asla ve asla boyun eğmeden, asla korkmadan, yılmadan, bilhassa asla teslim olmadan: Bir gemiyi ne rüzgar batırır ne dalga. Batırırsa panik ve korku batırır. Sağ olunuz ki hiçbirimizin bünyesinde bunlar yoktur. Yeni gemimizle birlikte açılıyoruz, yeniye doğru gidiyoruz. İktidara doğru gidiyoruz. Herkesin yüzünü güldüreceğimiz ufuk çizgisine doğru cesaretle ilerliyoruz. Vira bismillah. Teşekkür ediyoruz.'

Kaynak: Haber Merkezi