EGE SAATİ/Turgay Kılıç— İzmir'in ilçesi Urla'da emekli bir anne önce 19 yaşındaki engelli çocuğunu öldürmesinin ardından aynı silahla kendi hayatına son verdi. Bu trajik olay; 'özel çocuklar ve ailelerinin yaşadığı sorunları' yeniden gün yüzüne çıkardı. Ege Saati'ne konuşan bir anne, devlet desteğinin yetersiz olduğundan yakınırken çocuklarının yalnız kalması, bir başka kuruma telsim edilmesinde yeterli güveni ve desteği göremediklerini söylüyor. Evladını geride bırakamadığından yakınan Gülbahar Sertkaya, 'Ben çocuğumdan önce ölemem. Çocuğumu da kimseye bırakamam. Bana bir şey olacağını bilsem, önce ona kıyarım' dedi.
Yalnız bırakılma hali
Kabul, Eşitlik, Dahil Olma, İstihdam (KEDİ) Derneği Başkanı Serap Dikmen, yıllardır İzmir'de özel çocuklar ve aileleri için çabalıyor. Ailelerin zorlu şartlarda özel çocuklarıyla yaşama tutunmalarına ilişkin çalışmalar yürüten Serap Dikmen, EGE SAATİ gazetesine yaptığı açıklamada 'Engellilerin yaşadığı yapısal sorunlar bir türlü çözüme kavuşamıyor. Çocuklar ve aileleri bakım, eğitim, terapi, sağlık, yaşam aktivitesi ve üretime kazandırma konularında yeterli devlet desteklemesine ulaşamıyor, ailelerinin maddi gücü ve engelliliğe bakış açısı paralelinde eğitim ve terapi alınabiliyor. Bu yalnız bırakılma hali otizmli bireyin yaşam kalitesini etkilediği kadar aileyi de etkiliyor' dedi.
'Şiddetin bedeli yemek ücreti kadar'
KEDİ Derneği Başkanı Dikmen, çarpıcı bir detayı öne sürdü. 'Bu hafta kaldığı bakım merkezinde hayatını kaybeden Sinan Gündoğdu'nun önce bakıcı şiddetiyle kaburgası kırılmış ve bakıcı 2024 yılında sadece '2 bin 700 TL para cezası' alarak serbest kaldığını' hatırlatan Serap Dikmen, bu cezaya 'Çocuğunuzun gördüğü şiddetin bedeli bir akşam yemeği parası kadardır' diyerek tepki gösterdi.
'Aileler bakım kurumlarına güvenmiyor'
'En endişe verici durum ise ailelerin özel çocuklarını bakımevlerine teslim edememesi, güven duygularını yitirmesi' diyor Serap Dikmen. 2022 yılında bakım merkezinde yaşamını yitiren ve 'doğal ölüm' denilip şiddet olduğu anlaşılan Mehmet Eres'in ailesi, bakım kurumlarına olan güvenini tamamen sarstığı belirtildi. Dikmen, 'Oysa bakım merkezleri BM Engelli Hakları Sözleşmesi maddelerine göre de özellikle de fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddete karşı sadece bağlı oldukları bakanlık tarafından değil, sivil toplum kuruluşlarının da içinde olduğu bağımsız mekanizmalar tarafından 7/24 denetlenmeli. Çünkü şeffaflık, güvenliğin ilk şartıdır' dedi.
'Evladımı arkada bırakamam'
Ege Saati'ne konuşan yüzde 70 zihinsel engelli bir özel çocuğun annesi Gülbahar Sertkaya, yaşadığı sürecin zorlu yönlerini anlattı. Sertkaya, özel çocuğu olan bir ailenin güvende ve rahat olabilmesi için 'ekonomik koşulların iyi olması, eşler arasındaki diyaloğa ve desteğe baktığını' söyledi. Zihinsel engelli kızıyla yaşayan Sertkaya, eşinden ayrı ve kızıyla tek başına mücadele ediyor. Çocuğunu hiçbir koşulda yalnız bırakmadığını belirten Sertkaya, 'Tek başıma savaşıyorum. Çocuğumu asla tek başına bakkala dahi göndermiyorum. Türkiye'de hayat şartları çok zor. Tek başına yaşayan anneler için bu süreçler çok zorlayıcı oluyor. Çocuğunu öldüren ve intihar eden kadın, yalnız başına bu zorluklara daha fazla dayanamadı. Bu ölüm ve intihar, topluma, devlete, sisteme bırakılan bir çığlıktı, bir mesajdı. Ben ölecek gibi olursam, çocuğumu arkada bırakamam. Çocuğuma kimse bakmaz, bakamaz' dedi.
'Destekler yeterli değil'
Aileler, evde bakım hizmeti alıyor. Günü geldiğinde ise rehabilitasyon desteği görüyor. Ancak devlet desteğinin yetersiz ve özel çocuklara uygun sosyal aktivitelerin inşa edilmediğini belirten aileler, çocuklarının fiziksel büyümesini yetersiz buluyor. Eşinden ayrı kızıyla tek başına ilgilenen Gülbahar Sertkaya, 'İlk raporda 'kızınız eğitilebilir' denildi; ancak çocuk eğitime geçemedi. Çocuğa katkı sunulmadı. Sosyal becerileri konusunda kendine yetebilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Öz bakımını kendisi yapabilmesini istiyoruz. Okuma yazması yok; bunu geçiyoruz. Benim çocuğumun tek başına kendi ihtiyacını gidermesi çok zor. Yerel yönetimlerden çok faydalanıyoruz. Derslikler, atölyelerden gerekli faydayı görüyoruz. Yaz ve kış kamplarına katılıyoruz, denize gidiyoruz. Sadece aynı süreci yaşayan aileler birbirini anlıyor. Evi bir hapishaneye, çocuklarımızı da müebbet bir mahkûmiyete çevirmeyelim. Okuldan sonra gelip tüm günü evinden geçirsin istemiyorum' dedi.
Ailelerin bir de talepleri vardı. Korumalı istihdam alanlarının açılması, özel çocuklara uygun sosyal, kültüren ve sportif alanların da açılmasının yanı sıra; erişilebilir gündüz bakım evlerinin olmasını istiyor.