Avrupa Parlamentosu (AP), Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olduğu değerlendirilen kişi ve kuruluşların Avrupa Birliği'nin (AB) terörle mücadele yaptırımları listesine alınma koşullarının incelenmesini isteyen karar tasarısını 381 oyla kabul etti. Kararda, Avrupa'daki İslamcı örgütlenmelerin siyasi ve kurumsal etkilerine karşı ortak strateji geliştirilmesi ve Türkiye ile Katar'dan geldiği belirtilen finansmanın daha sıkı denetlenmesi çağrısı yapıldı. Ancak karar, Müslüman Kardeşler'in doğrudan terör örgütü ilan edildiği veya Türkiye ve Katar'a yaptırım uygulanacağı anlamına gelmiyor.
AP'de karar 381 oyla kabul edildi
Avrupa Parlamentosu, 8 Ekim Perşembe günü gerçekleştirdiği oylamada, İslamcı yapıların demokratik kurumlar üzerindeki gizli etki girişimleriyle mücadeleyi öngören karar tasarısını kabul etti. P10_TA(2026)0342 sayılı karar, 381 kabul, 167 ret ve 15 çekimser oy aldı.
Kararda, AB üyesi ülkelerden Müslüman Kardeşler ile bağlantılı ağların incelenmesi için ortak bir yaklaşım geliştirmeleri istendi. Dini ve siyasi söylemler üzerinden kamu kurumlarını etkilemeye yönelik faaliyetlerin, demokratik kurumları, hukukun üstünlüğünü ve kamu yönetiminin tarafsızlığını zayıflatabileceği savunuldu.
Müslüman Kardeşler AB'nin terör listesine mi alınacak?
Kararın öne çıkan maddelerinden biri, Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olduğu değerlendirilen kişi ve kuruluşların AB'nin terörle mücadele yaptırımları listesine alınabilmesi için gerekli hukuki koşulların incelenmesi oldu.
Bununla birlikte, Avrupa Parlamentosunun kabul ettiği metin hareketi doğrudan terör örgütü ilan etmiyor. AB'nin ilgili listesine yeni kişi veya kuruluşların eklenmesi için hukuki kriterlerin değerlendirilmesi ve AB Konseyinin ayrıca karar alması gerekiyor.
Parlamentonun çağrısının ardından konunun AB Konseyi düzeyinde ele alınması gündeme geldi.
Türkiye ve Katar kaynaklı finansman mercek altında
Kararda dikkat çeken bir diğer başlık, Avrupa'da faaliyet gösteren bazı dini ve siyasi kuruluşların yabancı ülkelerden sağladığı finansman oldu.
AP, demokratik kurumları ve temel özgürlükleri tehdit ettiği değerlendirilen kişi veya kuruluşlara AB kaynaklarının aktarılmasını önlemek amacıyla denetimlerin artırılmasını istedi. Bu kapsamda Türkiye ve Katar'dan geldiği ifade edilen finansmanın da daha yakından incelenmesi çağrısında bulunuldu.
Karar, Türkiye ve Katar'a doğrudan yaptırım uygulanmasını içermiyor. Metinde, yabancı finansman kaynaklarının şeffaflığının artırılması ve bu kaynaklara yönelik denetimlerin güçlendirilmesi üzerinde duruluyor.
Kadın hakları ve ifade özgürlüğü vurgusu
Avrupa Parlamentosunun 'İslamcı sızma' olarak tanımladığı faaliyetlere ilişkin değerlendirmelerinde kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsel sağlık ve üreme hakları ile LGBTİ+ hakları da yer aldı. Kararda, söz konusu faaliyetlerin bu alanlarda risk oluşturduğu ileri sürüldü.
İfade ve vicdan özgürlüğü, kamu düzeni ve toplumsal uyumun korunmasının önemine de dikkat çekildi. Parlamento, demokratik kurumların işleyişini zayıflatmayı amaçladığı değerlendirilen ağlara kurumsal meşruiyet kazandırılmasına karşı olduğunu bildirdi.
ABD'den karara destek açıklaması
ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, kararın kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı.
Boulos, X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD'nin terör faaliyetleri ve istikrarsızlaştırıcı girişimlerle bağlantılı Müslüman Kardeşler yapılanmalarına karşı adımlar attığını belirtti. Avrupalı ortaklarla terörle mücadele, şiddet yanlısı aşırılıkçı ağların faaliyetlerini engelleme ve ortak güvenliği koruma konularında işbirliğinin sürdürülmesini desteklediklerini ifade etti.
Fransız parlamenterden 'tarihi karar' değerlendirmesi
Kararın hazırlanmasında rol oynayan Fransız Avrupa Parlamentosu üyesi Céline Imart, oylama sonucunu 'tarihi' olarak nitelendirdi. Imart, Avrupa kurumlarında uzun süredir tartışılmaktan kaçınıldığını savunduğu bir konuyu gündeme taşıdıklarını belirterek kararın AB kurumlarının yaklaşımında önemli bir değişime işaret ettiğini ileri sürdü.
Oylama sonuçları, Avrupa Parlamentosundaki siyasi gruplar arasında konuya ilişkin görüş ayrılığını da ortaya koydu. Merkez sağ ve sağ partilerin çoğunluğu kararı desteklerken, sosyal demokrat, yeşil ve sol grupların büyük bölümü tasarıya karşı oy kullandı.





